Evlilik Üzerine

Evlilik kurumu, toplumun temel direği olan ailenin başlangıç birimidir. Evlilik; farklı ailelerde ve yaşantılarda yetişmiş, farklı kültürlerden gelen iki insanın, aynı zamanı ve aynı mekânı birlikte paylaşmaya başlamasıyla oluşan sosyal bir ilişki olmakla beraber bir kadın ve bir erkek arasında yapılan birlikte yaşamaya verilmiş bir söz ve bunun için yapılmış bir sözleşmedir. Bununla birlikte bireyler aile kurmak üzere kanunların uygun gördüğü şekilde ruhen ve bedenen bir arada bulunur ve yaşarlar.
Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı aile ile oluşur. Sağlıklı aile de gücünü sağlıklı bir karı koca ilişkisinden alır. Evlilik ilişkisinin sağlıklı olması, bireylerin ruhsal ve fiziksel sağlıkları açısından olumlu etkiler oluşturur. Bu, böyle bir aile ortamı içerisinde yetişen çocukların da ruhsal ve fiziksel sağlıklarını olumlu yönde etkiler. Her bireyin geçmişinde anne, baba ve kardeşi ile ilişkisi ileriki yaşamında da kuracağı insan ilişkilerine örnek oluşturur. Bireyler, kurdukları yakın ilişkilerde bu geçmiş aile ilişkilerini tekrar ederler. Örneğin; bir kadın geçmişte istemediği bir şey yapıldığında anne-babasına küsüp odaya çekiliyorsa, ilerde eşiyle yaşayacağı problemlerde aynı davranışı tekrar etmesi çok muhtemeldir.
Kadınlar ve erkekler birbirinden farklıdır. Birçok açıdan farklı oldukları kadar birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar da. Eşlerin farklılıklarını kabul etmemeleri ve zamanla birbirlerine benzeyerek bu farklılıkları kaybetmeleri, günümüzde yaşanan evlilik çatışmalarının, aldatmaların ve aile içi şiddetin nedenlerinden biridir. Çünkü, erkeklerle kadınlar birbirine çok fazla benzemeye başladıkları zaman çekiciliklerini kaybederler. Farklılıkları sevmeyi, takdir etmeyi, kabullenmeyi ve anlamayı başardığımız zaman kendi içimizde bir bütünlük oluşturur, huzur bulur ve mutlu olabiliriz.
Eşlerin birbirlerine olgun bir sevgi beslemeleri evlilik kurumunu sağlıklı kılan faktörlerdendir. Bu olgun sevgi, eşlerin birbirlerini oldukları gibi kabul edebilmeleri, birbirlerini değiştirmeye çalışmamaları ya da değişmelerini beklemeden sadece “ben” olduğum ya da “sen” olduğun için sevmekten ve kabul etmekten geçer.
Her evlilikte, her ailede zaman zaman çatışmalar yaşanabilir. Evlilik ilişkilerinde tartışma, çatışma ve bunları çözme ya da çözmeye çalışma süreci vardır. Bu, evliliklerin hepsinde var olan ve sürekli olarak tekrarlanan bir süreçtir. Çiftin evlilik ilişkisinin yolunda gitmesini sağlayan faktör evliliklerinde tartışma ve çatışma yaşamıyor olmaları değil, yaşadıkları tartışmaları tatlıya bağlayabilmeleri ve çatışmalarını çözebilecek beceriye sahip olmalarıdır.
Evliliklerde yaşanan ve sonuçlanamayan problemlerin en önemli nedeni çiftlerin haklılıklarına yatırım yapmalarıdır. İki tarafın da kendince haklı oluşu problemi bir çıkmaza sürüklemektedir. Oysa ki mutlu olmaya odaklanmak ve mutluluğa yatırım yapmak iki taraf için de mutlulukla sonuçlanacak bir çözüme varmayı kolaylaştırır. Böylece çiftler mutlu olmaya odaklanarak aynı hedefe doğru yürürler.
Evliliği sorunsuz, sıkıntısız kılmak elbette mümkün değildir ancak mutlu kılmak mümkündür. Mutlu ilişkiler şans eseri oluşmaz. Mutlu ilişkiler; sevgi, saygı, güven, çaba ve emek, eşlerin birbirleri için yapması gereken fedakarlıklar, sabır, özveri, anlaşma, önemseme, duygusal destek, karşısındakinin bir takım ihtiyaçlarını göz önünde bulundurma, ekonomik anlamda güven ve en önemlisi nezaket gerektirir.
Evlilik bir yolculuktur. Yol arkadaşınız da eşinizdir. Yolculuk zordur ancak etrafta görülecek nice güzellikler vardır. Bunu kıymetli gören, tadını çıkarabilen ve seven kişi ne kadar zor olsa da etraftaki güzellikleri gördükçe mutlu olur, neşe dolar; ancak kıymetli göremeyen, eğlenmeyi bilmeyen ve sevemeyen; zorlandıkça sızlanır, sinirlenir, yolculuğu sıkıntıya dönüştürür.